
Augsburg
Alevi Haci Bektasi
Veli Dernegi e.V.
Hz. Resulullah Sallalahu Aleyhisselam, Ummu Me´bed´in çadırında oturduğu vakit ibadet için abdest aldı, orda kurumuş bir bitki vardı, Hazret mübarek ağzının suyundan bir miktar ona attı, o kurumuş bitki hemen yeşillendi parlak gülller açtı, yaprakları yeşillendi ve nihayetinde meyve verdi. Biz o ağaca teberrik ediyor hastalarımızı onun vasıtasıyla tedavi ediyorduk. Hazret´i Resulullah dünyadan gittiklerinde o ağaç eski tazelik ve güzelliğini kaybetti ve Hz. Ali Aleyhilselam şehit olduktan sonra bir daha da meyve vermedi. Uzun bir zaman geçtikten sonra bir sabah vakti ağacın dallarından taze kan aktığını ve dallarının solmaya başlayarak bir et misali döküldüğünü gördüğümüzde kesin çok önemli bir hadisenin meydana geldiğini düşünerek, kötü bir haberin geleceği korkusuyla o geceyi gamlı ve hüzünlü bir halde geçirdik. Akşam olup karanlık çöktüğünde o ağacın altında ağıt, ağlama seslerinin yükseldiğini ve şöyle dendiğini duyduk: “Ey Resulullah´ın evladı! Ey Peygamber´in vasisinim evladı! Ey Zehra Betül´ün evladı! Ey değerli seyyit ve önderlerin baki kalanı”. O sırada uğultular daha da çoğalmaya başladı, biz onun söylediklerinin çoğunu anlamıyorduk. çok geçmeden Hz. İmam Hüseyin Aleyhisselam´ın şehit edildiği haberi geldi ve o ağaçta kendisinden hiç bir eser kalmayacak şekilde kurudu
YA MUAMMED SENİN İÇİN
Tanrı cihanı yarattı
Ya Muhammet senin için
Sekiz cennetti donattı
Ya Muhammet senin için
Seni görsem sızım diner
Aşk ateşin serde yanar
Melekler secde iner
Ya Muhammet senin için
Bunca yerler bunca gökler
Senin şefatını bekler
Yaprağın açar çiçekler
Ya Muhammet senin için
Evliyalar enbiyalar
Arar seni diyar diyar
Mevla´m hatırımız sayar
Ya Muhammet senin için.
Seni seven kalmaz naçan
Zikreden semaya uçar
Ali Sefa candan geçer
Ya Muhammet senin için.
Ey Cenabı iki cihan serveri, Cenabı Hz. Allah-u Teala´nın Nübüvvet nurundan yarattığı. Ey Hz. Muhammed Mustafa, sana da tüm kalbimizle inandık, iman eyledik. Şah-ı Merdan´ı İmam´ımız, seni de Resulullah Peygamber´imiz olarak tüm kalbimizle ve tüm benliğimizle kabul eyledik. Sizlere yüce Tanrı huzurunda ikrar ve söz verdik. Sizler ruzi mahşer günü her iki cihanda tüm yaratılan 18 bin alemlere şefaat eyleyeceklerimizsiniz. Bizler de şimdiden Nübüvvet nuru kapınıza geldik. Hz. Ehlibeyt´in hürmeti hakkı için, nasıl ki; Şah-ı Merdan´dan bizleri talipliğe kabul eylemişse, Ya Resulullah sen de bizleri ümmetin olarak kabul eyle. Yüzümüz yerde, özümüz darda, senden aşk-ı niyazımız budur, kabul ve makbul eyle (Allah Allah).